Hukuki Görüşler

Vekaletname ve Dürüstlük Kuralı: Hukuki Sonuçlar

Vekaletname ve Dürüstlük Kuralı: Hukuki Sonuçlar

23/11/2015 tarihli ve 2017/1-1243 Esas, 2021/113 Karar numaralı Yargıtay kararı; bir vekilin, kendisine verilen yetkileri kötüye kullanarak taşınmazın devrini gerçekleştirmesi ve bu işlemin hukuki sonuçları üzerine yapılan bir incelemeyi içermektedir. Bu yazıda, Yargıtay’ın söz konusu kararını inceleyerek, vekaletname kullanımının hukuki sonuçlarını, tapu iptali ve vekil sorumluluğu gibi konuları tartışacağız.

İlgili Kanun Maddeleri:

4271 Sayılı Türk Medeni Kanununun Dürüst davranma başlıklı 2. ve Hâkimin takdir yetkisi başlıklı 4. maddesinde(erişim için tıklayınız.):
Madde 2 - Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Madde 4 -Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

Bu kararda uyuşmazlığın konusu,

Davaya konu olan tarla üzerinde inşaat yapılabilmesi için gerekli yeşil alan terkleri ve belediye lehine yapılması gereken işlemleri gerçekleştirmek amacıyla davacı, noter huzurunda düzenlenen vekâletname ile kardeşini vekil olarak atamıştır. Ayrıca, davacının, söz konusu tarlaya ilişkin giderleri karşılamak üzere kardeşine para gönderdiği de tespit edilmiştir. Ancak, davalının vekâlet yetkisini kötüye kullanarak taşınmazı eşine devrettiği, tapuda satış işlemi göstererek daha sonra kendi üzerine tescil ettirdiği ve bu işlem karşılığında herhangi bir bedel ödemediği anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra, davacının çalışarak kazandığı ve taşınmaz giderleri için gönderdiği paraların da davalı tarafından alındığı iddia edilerek, tapu iptali ve tescil davası açılmıştır.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece eksik inceleme sonucunda karar verilip verilmediği, burada varılacak sonuca göre taşınmazın üzerindeki bina ile birlikte akit tarihlerindeki değeri belirlenerek, davalının gönderdiği 50.160,00 TL’nin satış bedeli olarak mı yoksa davacı tarafından hayvan alınması için mi gönderildiğinin tanıklardan tekrar sorulup, satış bedeli olduğunun anlaşılması halinde taşınmazın tespit edilecek değeri ile kıyaslanarak davacının zararlandırılıp zararlandırılmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna uygun bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Çekişmeli taşınmazın temlikinde kullanılan vekaletnamenin geçerli olduğu açıktır. Ancak temlikin doğru ve sağlıklı olduğu konusunda taşınmazın gerçek ya da gerçeğe yakın bir bedelle temlik edilmesi asıldır.
Dava vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup Türk Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcunun vekilin vekalet verene karşı en önde gelen borcu olduğu kabul olduğu kabul edilmiştir.
Üçüncü kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hâkim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur.

Dürüstlük Kuralı Altında Verilen Karar

Vekalet sözleşmesi güven esasına dayalı iş görme edimi ihtiva eden bir sözleşme olduğundan bu güvenin korunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde de ifade edilen dürüstlük kuralının da bir gereğidir.
Taraflar, yargılama sırasında kendi menfaatine uygun olarak neyi ileri sürüp sürmeyecekleri hususunda serbest olmakla birlikte ileri sürdükleri beyan ve açıklamalarının doğru olması; hem kendilerine hem de karşı tarafa ilişkin olarak yaptıkları açıklamalarla mahkemeyi yanıltmamaları; iddia ve savunma haklarını dürüstlük kuralına uygun şekilde kullanmaları gerekir. Hukuk Genel Kurulunca davalının savunmasına itibar edilmemiş, davacı tarafça sunulan delillere göre de tapuda davacı adına kayıtlı taşınmazın vekâletname ile yetkili kılınan davalı tarafından önce eşine temlik edilip, kısa bir süre sonra da ondan devralarak vekilin kendisine mal ettiği sonucuna varılmıştır.
Dava vekalet görevinin kötüye kullanılması ve hukuksal nedenine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup Türk Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcunun vekilin vekalet verene karşı en önde gelen borcu olduğu kabul edilmiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.