III. Hukuk Dairesinin 2023/4061 E. 2024/817 K. numaralı 12.04.2023 tarihli yargıtay kararını ele alarak protokol ve sözleşme hükümleri doğrultusunda, taraflar arasındaki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sonucu ortaya çıkan bir uyuşmazlık ele alınacak ve tarafların dürüstlük ilkesine ne derece aykırı hareket ettiği tartışılacaktır.
İlgili Kanun Maddeleri
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci ve 4 üncü maddeler: (Erişim için tıklayınız.)
1. Dürüst davranma
Madde 2 - Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
III. Hâkimin takdir yetkisi
Madde 4 - Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri
göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.
Davanın Konusu
Davacı vekili müvekkili ile davalı idare arasında bir protokol düzenlendiğini, protokolde ise 25 yıl süre ile davalı idarenin 30-45 derece sıcaklıkta ve 15 lt/sn sıcak suyu davacı tarafa sağlamayı taahhütte bulunduğunu ve projenin hazırlandığını ileri sürmüştür. Nihayetinde Tarım Bakanlığı ile hibe sözleşmesi imzalandığını ancak yapılan tüm işlemlere rağmen davalı idarenin sorumluluklarını yerine getirmemesiyle davacı şirketin zarara uğradığı ortaya çıkmıştır. Halihazırda protokolün devam ediyor olduğu ve davalı idarenin sorumluluğunun 25 yıl olduğu belirtilmiştir. Davanın konusu, mevzubahis suyun verilmesinin mümkün olmadığı tespit edildiğinden müvekkilin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve işleyecek faizle birlikte davalıdan talep edilmiştir.
“…4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi hükmü; herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Diğer bir deyişle Kanun'un 2 nci maddesinde yer alan dürüst davranma yükümlülüğü "hakların kullanılması" ve "borçların yerine getirilmesinde" söz konusu olur. Hakkın kullanımı ölçütünü, Kanuna göre dürüstlük kuralları verir. Dürüst davranma ise "bir hak sahibinin hakkını kullanırken veya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi yani dürüst, namuskar, makul, fiilinin neticesini bilen, orta zekalı her insanın benzer hadiselerde takip edecek olduğu yolda hareket etmesi" anlamındadır. O halde bir hak sahibi hakkını kullanırken veya bir borçlu borcunu yerine getirirken yukarıda belirtilen ilkelere uygun hareket etmek durumundadır; aksi halde, haklarını kötüye kullandıkları sonucuna varılabilecektir. Bununla birlikte hemen belirtmelidir ki, hakkın kötüye kullanımı kurumu hukukun şekilciliğinden doğan sertliği gidermek maksadıyla ortaya çıkmıştır. Zira hukuk kuralları tarafından kişilere tanınan yetkilerin olduğu gibi kullanılması, diğer kişiler için çoğu kez katlanılması güç olan sonuçlar doğurabilecektir. İşte bu noktada 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi oldukça büyük önem taşımakta olup, gerçekleşen her somut olayda hakim tarafından ayrıca takdiri gereken bir durumdur.”Dürüstlük Kuralına Aykırılık Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi, taraflar arasındaki ilişkilerde dürüstlük ilkesini temel bir kılavuz olarak kabul etmektedir. Bu kural, hakların kullanımında ve borçların yerine getirilmesinde tarafların iyi niyetle, dürüst ve makul bir şekilde hareket etmelerini zorunlu kılar. Somut olayda, davacının haklarını kullanırken ve davalıya karşı yükümlülüklerini yerine getirirken dürüstlük ilkesine aykırı hareket ettiği ve bu nedenle hakkın kötüye kullanılması sonucunun doğduğu iddia edilmektedir.
"…Somut olayda, dosya kapsamından, alınan hibe desteği ile tamamlanan sera tesislerinin, üretimde kullanılamayacak kadar deforme olduğu, davacı tarafça hasarlı ve bakımsız durumda bırakıldığı, bu nedenle de atıl vaziyette bulunan seraların kullanıma uygun olmadığı, yine bu süre zarfında davacı tarafça seraların kullanımı için gerekli jeotermal kaynak kullanımının sağlanması yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı anlaşılmakta olup, bu durumda davacının, seraları kaynak kullanımı dışında üretimde kullanmayarak atıl bırakması ve neticede fesih hakkını kullanmaması karşısında, 25 yıllık tahsis süresi boyunca oluşan gelir kaybının tahsili gerektiğini ileri sürmesi, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir." "Yukarıda açıklandığı üzere; herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup, hakimin haklı sebepleri göz önünde tutarak karar vermesi gerektiğinden, davalı tarafça sözleşme gereği verilen teminat mektubunun iade edildiği hususu da göz önünde bulundurulduğunda, bu haliyle sözleşmenin halen ayakta olduğu yönündeki kabulün doğru olmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile hakkın kötüye kullanımına sebep olacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir."Uyuşmazlık Konusu Davacı taraf, protokole dayanarak, davalı idareden belirli bir süre zarfında 30-45 derece sıcaklıkta su temin edilmesini beklemiş ancak davalı tarafın bu yükümlülüğü yerine getirmemesi sonucu zarara uğradığını iddia etmiştir. Davalı taraf ise, zamanaşımı ve çeşitli eksiklikler gerekçe göstererek, davanın reddedilmesini talep etmiştir. Sonuç olarak, uyuşmazlık, protokolün uygulanmaması ve buna bağlı olarak oluşan zararın tazmini konusundadır. Yani, davacının haklı olup olmadığı ve davalı idarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığına dair bir hukuki değerlendirme yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Sözleşme İhlali ve Dürüstlük Kuralı
Bu yazıda, taraflar arasında imzalanan protokole dayanan bir sözleşme ihlali ve tazminat talebine ilişkin 12.04.2023 tarihli 2023/4061 Esas, 2024/817 Karar numaralı Yargıtay kararını inceleyeceğiz. Mahkeme tarafından verilen karar, dürüstlük kuralının uygulanması ve tarafların yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerekliliği bağlamında, sözleşmesel yükümlülüklerin ihlali durumunda hangi hukuki sonuçların doğacağına dair değerli bir rehber sunmaktadır. İlgili Kanun Maddeleri: 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un Dürüst Davranma başlıklı ikinci maddesinde,(erişim için tıklayınız.)Dürüst davranmaBu Kararın Konusu: Bu davada, davacı ile davalı idare arasında imzalanan protokol kapsamında davalı idarenin sıcak su temin yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zararların tazmin edilmesi talep edilmiştir. Davalı idare, protokol şartlarını ihlal ettiğini kabul etmekle birlikte, davacının edimini yerine getirmediğini ve hakkın kötüye kullanıldığını ileri sürmüştür. Mahkeme, bilirkişi raporunu dikkate alarak davacının zararının tazminine karar vermiş, ancak davacının seraları kullanıma sokmaması ve protokoldeki diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle hakkın kötüye kullanılmasına yönelik değerlendirmeler de yapılmıştır.Madde 2 - Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
"Davacı vekili; müvekkili ile davalı idare arasında bir protokol düzenlendiğini, bu protokole göre 25 yıl süre ile davalı idarenin 30-45 derece sıcaklıkta ve 15 lt/sn sıcak suyu müvekkiline vermeyi taahhüt ettiğini, bunun üzerine proje hazırlandığını ve Tarım Bakanlığı ile hibe sözleşmesi imzalandığını ancak yapılan tüm işlemlere rağmen davalı idarenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği ileri sürülmüştür." "Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça bugüne kadar sıcak su akışkanı elde etmek için sıcak su kuyularının başına herhangi bir pompaj apart takılma işlemi yapılmadığını, bu nedenle de alacaklının temerrüdünün söz konusu olduğunu,açılan davanın dürüstlük kuralarına aykırı olduğunu savunarak, reddini istemiştir." "Bilirkişi raporu ile 19.03.2009 tarihli protokol hükümleri kapsamında mevcut fiziki ekolojik şartlar ve optimum koşullar değerlendirilerek 2014-2019 dönemi için net gelir yöntemiyle yapılan hesaplamada davacının zararının 580.308,75 TL olarak hesap edildiği, bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu, davacı tarafın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek su hattı ve sera işini tamamladığı ancak davalı idarenin suyu temin edememesi nedeniyle zarara uğradığının sabit olduğu, yine sözleşmenin de henüz feshedilmediği ve ayakta olduğu tespit edilmiştir."Uyuşmazlık Konusu: Taraflar arasında imzalanan protokol doğrultusunda davalı idare, davacıya 25 yıl boyunca belirli sıcaklıkta ve debide sıcak su temin etme taahhüdünde bulunmuştur. Ancak davalı idare, bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş, davacı ise projeleri hayata geçirebilmek için gerekli tüm işlemleri tamamlamıştır. Davalı idare, davacının iddialarını zamanaşımına uğramış olarak reddetmekte, ayrıca davacının protokole uygun davranmadığını öne sürmektedir. Bilirkişi raporuna göre, davacı yükümlülüklerini yerine getirmiş, ancak davalı idare sıcak su temin edememiş ve davacı zarara uğramıştır. Bu bağlamda, davacının zararı 580.308,75 TL olarak hesaplanmış ve davalıdan tahsil edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Emsal Karar & Dürüstlük Kuralı Hakkında: Dürüstlük kuralı, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan temel bir ilke olup, tarafların haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüst davranmalarını zorunlu kılar. Bu kural, hukuki ilişkilerde tarafların güvenini koruyarak adil bir çözüm sağlanmasını amaçlar. Emsal kararlarda da, dürüstlük ilkesinin ihlali durumunda, hakkın kötüye kullanıldığı ve bunun yasal sonuçlar doğuracağı vurgulanmıştır.
"Medeni Kanun'un 2 nci maddesinde yer alan dürüst davranma yükümlülüğü 'hakların kullanılması' ve 'borçların yerine getirilmesinde' söz konusu olur." "Davacı şirketi edimini yerine getirdiği ancak tahsise yapılması gereken bağlantının davalı idare tarafından zamanında yapılmaması nedeniyle davalının edimini yerine getirmediği, bu nedenle davacının sıcak suyu kullanamamaktan dolayı ortaya çıkan zararının davalı tarafından giderilmesi gerekmektedir. "Nitekim davacı tarafından aynı taleplerle 04.02.2014 tarihinde açılan davada 2011, 2012 ve 2013 yılları için oluşan zararın tazmininin talep edildiği, Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli ve 2014/88 E. 2018/429 K. sayılı kararıyla davanın kabul edilerek, davacının anılan yıllara ilişkin zararının net gelir yöntemi ile hesaplanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş." "Her ne kadar, davalının protokol hükümlerini ihlal ettiği hususu emsal Mahkeme kararı ile sabit ise de; somut olayda, dosya kapsamından, alınan hibe desteği ile tamamlanan sera tesislerinin, üretimde kullanılamayacak kadar deforme olduğu, davacı tarafça hasarlı ve bakımsız durumda bırakıldığı, bu nedenle de atıl vaziyette bulunan seraların kullanıma uygun olmadığı, yine bu süre zarfında davacı tarafça seraların kullanımı için gerekli jeotermal kaynak kullanımının sağlanması yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı anlaşılmakta olup, bu durumda davacının, seraları kaynak kullanımı dışında üretimde kullanmayarak atıl bırakması ve neticede fesih hakkını kullanmaması karşısında, 25 yıllık tahsis süresi boyunca oluşan gelir kaybının tahsili gerektiğini ileri sürmesi, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir."Karar: İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile hakkın kötüye kullanımına sebep olacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
