Hukuki Görüşler

1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'na Göre Ortaklıktan Çıkarılma

1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'na Göre Ortaklıktan Çıkarılma

I. Kooperatiflerde Ortaklığın Sona Ermesi

10.05.1969 tarihli ve 13195 sayılı resmi gazetede yayımlanan 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nda (“KoopK.”) açık kapı ilkesini benimsenmiştir. Kooperatif ortaklığının kazanılması için yönetim kuruluna başvurulması gerekir. Yönetim kurulunun ortaklığa kabul kararında sakatlıklar mevcut olabilir. Örneğin yapı kooperatiflerinde ortak sayısı genel kurul tarafından belirlenir. Bu sayıya aykırı alımları kabul eden yönetim kurulu kararı geçersizdir. Bu gibi durumlarda ortaklık hiç kazanılmadığı için, çıkarılma da söz konusu olmamalıdır. Ancak ortaklığın eylemli olarak kazanılması da mümkündür. Kooperatif ortaklığının sona ermesi ölüm, devir gibi durumlarda gündeme gelebilir. Yazımızın konusunu oluşturan çıkma ve çıkarılma halleri ise aşağıda incelenmiştir. Kooperatifler hukukunda açık kapı ilkesi, kooperatife girişte olduğu gibi çıkışta da geçerlidir. Bu ilkeye aykırı kararlarda butlan gündeme gelecektir. Çıkan ya da çıkarılan ortağa çıkma payı verilmeyeceğine dair bir karar butlana tabi olacaktır. Ortaklıktan çıkarılma konusundaki kuralları eşitlik ilkesine aykırı şekilde değiştiren kararlar batıl olacaktır. Ortaklıktan çıkma kararına itiraz için aşağıda verilen dava süreleri batıl kararlar bakımından geçerli olmayacaktır. Kooperatiflerde ortakları çıkma iradelerini ortaya koyarak kooperatiften ayrılabilir. Çıkma iradesi açıkça beyan edilebileceği gibi fiilen de gösterilebilir. Aşağıda dürüstlük kuralına ilişkin bölümde açıklanacağı üzere kooperatife aktif katılımın sona ermesi ve uzunca bir süre gerçekleşmemesi halleri fiilen çıkma anlamına gelebilir.

A. Ortaklıktan Çıkarılma

Kooperatiflerde kural olarak ortaklık çıkarma kararı genel kurul tarafından alınır. Bu yetkinin yönetim kuruluna tanınması da mümkündür. Her iki halde usuli farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Yönetim kurulu kararı ile alınan çıkarılma kararına karşı genel kurula başvurmak mümkündür. Bu doğrudan genel kurulun çıkarma kararı almasına nazaran ek bir aşamadır. Yönetim kurulunun çıkarma işlemini gerçekleştirilebilmesi için buna yönelik düzenlemenin ana sözleşmede yer alması gerekir.
  1. Haklı Sebep

Ortaklıktan çıkarılma için haklı sebebin varlığı aranır. KoopK’nın eski halinde haklı sebebin ana sözleşmede yer alması şartı yoktu. Ancak Kanun’un mevcut haline göre sadece haklı sebebin ana sözleşmede düzenlenmesi halinde çıkarma kararı verilebilir. Bu kural bazı haklı sebeplerin öngörülemeyecek olması sebebiyle kooperatif aleyhine bir durum yarattığı gerekçesiyle eleştirilmektedir. Ayrıca ana sözleşmede yazan haklı sebebin açık ve net bir şekilde belirtilmesi gerekir. Sadece “haklı sebep” ibaresine yer vermek veya geniş anlamlı açıklamalarda bulunmak yeterli değildir. KoopK’da yer alan yargılama sonucuna kadar ortağın statüsünün korunmasına dair hüküm mevcutken haklı sebeplerin ana sözleşmede düzenlenmesi gibi katı bir şarta gerek olmadığı ileri sürülmektedir. Bu nedenle, KoopK’da bir değişiklik yapılarak ana sözleşmede bulunmayan bir haklı sebebin gerçekleşmesi halinde, mahkeme vasıtasıyla ortağın çıkarılmasının talep edilebilmesine dair bir düzenleme getirilmesi önerilmiştir.
  1. Kooperatifler Kanunu Madde 16’ya Göre Çıkarılmanın Usulü

İlk aşamada KoopK m. 16’ya göre ortağın çıkarılması önerilir. Maddenin 2. fıkrasına göre yönetim kurulu ortağın çıkarılmasının genel kurul gündemine eklenmesini teklif edebilir. Yönetim kurulunun böyle bir teklifte bulunmaması halinde ortakların gündeme madde eklemeyi teklif etmesi mümkündür (m. 44, m. 46). Gündemin belirlenmesiyle birlikte ortağın çıkarılma kararının geçerli olacağı bir genel kurulun yapılması için usulüne uygun çağrı yapılması gerekir. Çağrının usulü m. 43’te belirlenmiştir. Ancak m. 47’ye göre, tüm ortakların hazır bulunması koşuluyla çağrısız genel kurul da yapılabilir. Çağrısız yapılan ve ortakların tamamının katılmadığı bir genel kurul toplantısında alınan ortaklıktan çıkarma kararı geçersizdir. İlgili ortak, ortaklığın tespiti davası açabilir. Madde 42’ye göre usulüne uygun toplanmış bir genel kurulda yönetim kurulunun teklifi doğrultusunda genel kurul tarafından çıkarma kararı verilebilir. Yönetim kuruluna ana sözleşme ile yetki verildiyse, genel kurula gidilmeden çıkarma kararı verilmesi de mümkün olacaktır. Ancak usulüne uygun toplanmayan yönetim kurulunun aldığı kararın sonuçları hakkında farklı görüşler mevcuttur. Yargıtay uygulamasında, karar yetersayılarının sağlanmasına rağmen çağrının usulüne uygun yapılmaması sebebiyle butlana karar verilmektedir fakat bu uygulama öğretide eleştirilmektedir. Genel kurulun doğrudan çıkarma kararı vermesi ya da yetkilendirilmiş yönetim kurulunun kararıyla çıkarma hallerinde bir sonraki aşama çıkarma kararının ilgili ortağa tebliğ edilmesidir. Yasadaki düzenleyici tebliğ süresi 10 gündür. Ancak bu süreden sonra yapılan tebliğler de geçerlidir. Diğer taraftan, genel kurul tarafından çıkarılan tebligat ile ortağın itiraz davası açma süresi başlar. İlgili ortak itiraz davası açarak ortaklıktan çıkarılma kararının iptal edilmesini isteyebilir. Çıkarma kararının tebliğinden itibaren 3 ay içerisinde itiraz davası açılmadığı takdirde karar kesinleşir. Yönetim kurulunun çıkarma kararına da itiraz davası açmak mümkündür. Ancak karara karşı genel kurulda itiraz edilirse, genel kurulun yönetim kurulunun çıkarma kararını onaylamasına karşı itiraz davası açılabilir. Dava kesinleşene kadar ortağın ortaklık statüsü etkilenmez.
  1. Çıkarmaya Dair Genel Kurul Kararı

Kooperatif genel kurulu en az ortakların ¼’ünün katılımıyla toplanır. Kural olarak ortaklıktan çıkarma kararının alınması için de bu oranın sağlanması gerekecektir. Ancak bu oran ana sözleşme değişikliği ile arttırılabilir. ¼’ün altında bir asgari katılım oranının belirlenmesi ise mümkün değildir. Gerekli nisapla başlayan toplantıda bu nisabın sonradan bozulması mümkündür. Nisabın bozulduğu ana kadar alınan kararlar geçerli olacaktır. Kayar’a göre nisap bozulduktan sonra alınan kararlar ise iptal edilebilirdir. Yazara göre, bu kararların yokluk ya da butlanla malul olması iptal edilebilirliklerine engel değildir. Ortaklıktan çıkarma kararının alındığı genel kurulda ortakların en az ¼’ünün bulunması ve toplantıya katılanların çoğunluğunun ilgili ortağın çıkarılması lehine oy kullanması gerekir. Aksi şekilde alınan genel kurul kararının yokluğu söz konusu olabilecektir. Bir hukuki işlemin kurucu unsurlarında eksiklik hukuki işlemin yokluğa anlamına gelir. Genel kurur kararında ise yetersayılar kurucu unsurlar arasındadır. Genel kurula çağrı usulüne uyulmamasının sonuçları da alınan kararın yoklukla malul olmasına sebep olabilir. Genel kurulda reddedilen bir önerinin kabul olarak tutanağa geçirilmesi mutlak butlanla hükümsüz olacaktır. Önerinin ortaklıktan çıkarmaya dair olması halinde de aynı sonuç geçerli olacaktır. Yargıtay’ın genel kurul kararlarının geçersizliğine dair yokluk yaptırımını uygulamakta çekimser olduğu söylenmektedir.

B. Ortaklığın Kendiliğinden Sona Ermesi

Ana sözleşmede yazan haklı sebepler haricinde m. 27’de düzenlenen bir çıkma sebebi mevcuttur. Maddeye göre aidat borçlarını ödemeyen ortak çıkarılabilir. Ortağın kanundan ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi zorunludur. Ortakların sermaye koyma borcu gibi bir takım ödeme yükümlülükleri vardır. Ortakların, kooperatif ortaklığının amacını tehlikeye sokmaması gerekir. KoopK m. 27’ye göre, bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ortaklığın kendiliğinden düşmesi söz konusu olabilir.

C. Dürüstlük Kuralı

Türk Medeni Kanunu m. 2 yukarıda açıklanan çıkma ve çıkarılma konularına dair yargılamalarda sıklıkla gündeme gelmiştir. Özellikle ortakların daha sonra açtıkları ortaklığın tespiti gibi davalarda mahkemenin kararını belirleyici unsurlardan biri kooperatiflere aktif katılım hususudur. Başta ihraç kararları bakımından dürüstlük kuralının kooperatifler hukukunda uygulanması önem arz etmektedir. İhraç kararının tebliğinin kanunen zorunlu kılındığı yukarıda açıklanmıştır. Ancak tebliğin yapılmaması, geç yapılması gibi durumlar gündeme gelebilir. Bu noktada dürüstlük kuralı devreye girecektir. Örneğin Yargıtay’ın önüne gelen bir uyuşmazlıkta çıkarma kararının üzerinden yıllar geçtikten sonra, çıkarılan ortak kendisine hiçbir zaman tebliğ yapılmadığı gerekçesiyle iptal davası açmıştır. Halbuki yukarıda açıklandığı üzere iptal davasını açma süresi tebliğden itibaren 3 aydır. Mahkeme somut olayda düzenli olarak aidat toplayan bir kooperatiften çıkarılmış kişinin halihazırda çıkarılmayı bildiğinin ileri sürülmesi üzerine, çıkarılan ortağın uzunca bir süre dava açmayarak sonradan dava açmasını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine aykırı bulmuştur. Yargıtay başka bir kararında 25 yıl boyunca aidat ödemeyen bir ortağın genel kurullara da katılmıyor olması sebebiyle ortaklıktan fiilen ayrılmış olduğuna karar vermiştir. Dava açmasının ise iyiniyet kuralına aykırı olacağını belirtmiştir. Daha yakın tarihli olan 2023 tarihli bir kararda Yargıtay 2015 yılında kooperatife üye olan bir ortağın bir sene sonra kooperatiften çıkarılmış olmasına dair bir inceleme yapmıştır. Davacı, kooperatiften çıkarıldığını 2018 yılında öğrendiğini iddia etmektedir. Dolayısıyla usulüne uygun bir tebliğin kendisine yapılmadığı gerekçesiyle çıkarılma kararının kesinleşmediğini ileri sürmüştür. Mahkeme, yukarıdaki kararlara paralel olarak davalının dava tarihine kadar geçen süreçte genel kurullara katılmaması, kooperatifle ilişkili bir işlemde bulunmaması sebepleriyle açtığı davanın hakkın kötüye kullanılması olduğuna karar vermiştir. 2019 tarihli bir kararda ise düşük aidatlar ödeyen bir grup üyenin genel kurulda karar alma nisaplarına müdahale etmek amacıyla kooperatife alındığı tespit edilerek bu durum iyiniyet ilkesine aykırı bulunmuştur.

D. Yapı Kooperatifleri

KoopK. madde 8 yapı kooperatiflerinin üye sayısını ana sözleşme ile sınırlandırabileceğini ön görmüştür. Aksine yönetim kurulu kararlarının batıl olacağı ileri sürülmektedir. Ancak aşağıda bilgileri verilen kararda mahkeme böyle bir kararın yok hükmünde olduğuna dair kesinleşmiş tespitin bulunduğunu belirtmiştir. Yargıtay 2023 tarihli bir kararında ana sözleşmeye göre 26 ortak sayısına sahip olabilen bir kooperatifin ortak sayısının 47’ye çıkarılması ve sonuçları ile ilgili uyuşmazlığı incelemiştir. Somut olayda usulsüz kaydedilen ortakların katılımıyla alınmış bir genel kurul kararı vardır. Bu kararın akıbeti, ortaklıktan çıkarılma kararlarını da kapsayacak durumları değerlendirmemiz açısından faydalı olacaktır. Nitekim mahkeme değerlendirmesinde öncelikle ilgili ortakların kooperatife alınmasına dair yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespit edildiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak mahkeme her ne kadar dava iptal talepli açılmış olsa da ortaklık sıfatına sahip olmayan kişilerin katılımıyla alınan genel kurul kararının yoklukla malul olduğuna resen karar vermiştir. Bu şekilde ortaklık kaydı yapılan kişilerin ortaklık sıfatının kazanamayacağı ve bu kişilere karşı ortaklıktan çıkarma kararı da alınamayacağı belirtilmiştir. Yönetim kurulu kararı bakımından ise atıfta bulunulan mahkeme kararı ile doktrin arasında farklılık mevcuttur. Doktrinde, madde 8 hükmünün emredici olması sebebiyle Türk Borçlar Kanunu m. 27 gereği kanunun emredici düzenlemelerine aykırılığın söz konusu olduğunu belirtilmiştir. Buna göre kesin olarak hükümsüz olması gereken yönetim kurulu kararı, mahkemede yoklukla malul olarak nitelendirilmiştir. Bu ayrım kaydı yapılan kişinin ortaklık statüsüne dair dürüstlük kuralını ileri sürebilmesi bakımından önem arz etmektedir.

SONUÇ

Kooperatifler hukukunda dürüstlük kuralının uygulanması, uzun yıllar sonra açılan ortaklığın tespiti davalarında önem kazanmaktadır. Her ne kadar ortağın çıkarılmasında usuli eksiklikler bulunsa da ya da çıkarılma işlemlerine dair ispat yükü karşılanamasa da ortağın fiilen ortaklığını devam ettirmemesine rağmen tespit davası açması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecektir. Bir ortağın fiilen ortaklıktan ayrılması gibi bu haller dışında asli ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesi de ortaklığının kendiliğinden sonlanmasına sebep olacaktır. Açıklanan ortaklığın sona ermesi halleri, ortaklığı sona eren ortağın dava yoluna gitmesini güçleştirerek kooperatif üzerinde olumsuz bir yargı yükü oluşmasından kaçınılmasını sağlayacaktır. Ancak yine de dava açılması önünde bir engel olmadığından bu tip durumlarda dahi kooperatiflerin önüne meşakkatli hukuki süreçler çıkmaktadır. Sonuç olarak fiili hayatta kat karşılığı inşaat sözleşmeleri gibi ticari faaliyetlere girerek üyelerine maddi getiri sağlamayı hedefleyen yapı kooperatifleri ya da yine ticari faaliyetlerde bulunan tarım kooperatifleri gibi ticaretle uğraşan tüzel kişi kooperatifler bakımından istenmeyen sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

KAYNAKÇA

ACAR, Bülent Hayri / DEDEAĞAÇ, Ender “Örnek Dava Uygulamalarıyla Kooperatif Genel Kurul Kararlarında Hükümsüzlük ve Sonuçları”, Ankara Barosu Dergisi, Yıl: 2015, Sayı: 1, (s. 399-444). ADIGÜZEL, Burak / DEMİRDELEN, Özge, “Kooperatiflerde Organlar ve Organ Kararlarının Hükümsüzlüğü”, ERÜHFD, Yıl: 2019, Cilt: XIV, Sayı: 2, s. 243-244. AL KILIÇ, ŞengülKooperatiflerde Ortaklık Sıfatının “Çıkarılma” Suretiyle Sonlandırılması ve Hukuki Sonuçları, Hacettepe HFD, 12(2), 2022, 1200-1267. BERBEROĞLU YENİPINAR, Filiz, Kooperatif Davaları, Seçkin Yayınları, Ankara, 2019. COŞKUN, Mahmut, Kooperatifler Hukuku, 2023. KAYAR, İsmail, “AO ve Kooperatiflerde Genel Kurul Toplantı ve Karar Yetersayılarına Uyulmamasının Sonuçları ve İptal Kararının Etkileri”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl: 2008, Cilt: III, Sayı: 2, s. 254 vd. Ticaret Bakanlığı’nın çıkarılmaya dair örnek ana sözleşme maddesi: “Ortaklıktan çıkarma ve ortaklığın düşmesi MADDE 14- (1) Durumları aşağıda gösterilen hallere uyanlar yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarılır. a) 10 uncu maddede yazılı ortaklık şartlarını kaybedenler. b) Tapuda kendi adlarına tescilinden önce konut veya işyerlerinde yaptıkları tahribat veya tadilatı yazılı ihtara rağmen düzeltmeyenler. c) Kooperatifin para, mal ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı mahkûm olanlar. (2) Ortaklar, bu maddede gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılmazlar.” (erişim: ticaret.gov.tr). Y. 11. HD. 10.02.2009 T., 2007/12817; 1506 naklen Kooperatifler Hukuku, s. 204. Y. 6. HD. 06.04.2022 T., 2021/2328; 1993 naklen Kooperatifler Hukuku, s. 199. Y. HGK 26.04.2023 T., Esas No : 2022/6-1053 Karar No : 2023/355 (erişim: ictihatbulteni.com, erişim tarihi: 05.06.2024). Y. 23. HD.16.04.2019 T., 2016/3320 E. ve 2019/1393 K. sayılı ilamı naklen ADIGÜZEL / DEMİRDELEN, s. 245. Y. 6. HD. 02.10.2023 T. Esas No: 2023/2130 Karar No: 2023/3059, (erişim: ictihatbulteni.com, erişim tarihi: 04.06.2024).